Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Nankörlüğün Sonu
#1

 
 
 Rabbinizin size duyurduğu şu gerçeği de hatırlayınız:
“Eğer şükrederseniz, ben de sizin için nimetimi mutlaka arttıracağım.
Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz benim azabım çok çok şiddetlidir.”
 
(İbrahim Suresi, 7. Ayet)
  
Bela ve musibetlerin takdirinde Rabbin rahmeti, adaleti ve inayeti gizlidir.
Beşer iktizasıyla bela ve musibetleri hoş karşılayabilmek her zaman kolay olmayabilir. 
Çoğu kez bela ve musibetlere sabretmek demir leblebi çiğnemekten farksızdır. Bazen de insanların 
hâl ve musibetleri çok ağır ve özel olabilir. 
Kan kusup kızılcık şerbeti içerler, ama buna rağmen hiçbir şey yokmuş gibi davranabilirler. 
Bu durumda olanların yardımcıları bizzat Hz. Allah’tır ve O’nun dostlarıdır. 
 
Bazı musibetler, kulların geçmişteki hatalarının neticesidir. 
Bu musibetler tamamen insanların ihmallerinden, hata ve kusurlarından doğmaktadır. 
Gerekli tedbirleri almayan insanın hastalanması, tartıda hile yapan bir toplumun kuraklık ile 
cezalandırılması gibi… 
 
Bir kısım musibetler de, gelecek belaları def eder veya onların şiddetlerini kırar. 
Büyük musibetlerin önüne set olan bu gibi musibetler, 
gerçekte Cenab-ı Hakk’ın bir ihsanıdır.
 
Kendisine küçük bir iyilik yapan kimseye bile vicdanen bir teşekkür borcu hisseden insanın, 
bütün nimetleri ikram eden rabbine  şükretmemesi düşünülemez.
 Bela ve musibetlerin takdirinde de Rabbin rahmeti, adaleti ve inayeti gizlidir demiştik.  
Öyleyse şükür hem nimet hem de bela ve musibetler  zamanında olmalıdır.
 
Musibetlerin insanlara niçin musallat olduklarını doğru okuyamayanlar,
musibetlere karşı sabır ve şükürle mukabele etmek konusunda pek zayıftırlar.
Onlar musibetin içinde saklı olan rahmetini göremediklerinden  akılsızca davranırlar,
nankörlük ederler ve böylece üzerlerine daha büyük belaları
mıknatıs gibi çekerler.
Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi